Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu

Nail Yener - Bir Nefes Doğa Nail Yener · 16 Ekim 2005
Kırıkkale » Karakeçili
Paylaş:

Geçen ay Fatih kardeşimle yaptığımız ten yakan Mogan Gölü yürüyüşümüzden bu yana havalar epey serinlemiş vaziyette. Henüz kar yağmadıysa da, hava ekseriyetle ya kapalı, ya da yağmurlu. Anlaşılan uzun bir kış bizi bekliyor.

Doğa gezisi yapmak için hava durumuna bakanlardan olmadığımızdan, müsait olduğumuz bir Pazar günü, gözümüze daha önce gitmediğimiz bir yer kestiriyoruz ve hızlıca bir ulaşım planı yaparak, kendimizi, göz açıp kapayıncaya, Ankara'dan Kırşehir'in Kaman ilçesine giden sabah otobüsünün koltuklarında buluyoruz.

Niyetimiz, yol üstündeki Karakeçili'yi geçtikten hemen sonra otobüsten inip, Kızılırmak boyunda ufak bir keşif turu yapmak; böylece, hem biraz temiz hava almak, hem de görmediğimiz yerler görmek.

Ankara'dan çıkıp Gölbaşı'yı da geride bırakınca, havasız şehirden her çıkışımızda olduğu gibi, nefeslerimizin açılmaya başladığını hissediyoruz. Bu arada, göğü, ağırlıklarından neredeyse yere değecek, gri mor bulutlar kaplamış; ha boşaldılar, ha boşalacaklar.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Yolda

Camdan dışarı, bulutlara ve sarısı hâlâ toprakta duran buğday tarlalarını çevreleyen tepelere bakınca, içimizi yine bir doğayla buluşma heyecanı kaplıyor. Bir çocuk kendisine her yeni bir oyuncak alındığında nasıl sevinirse, biz de doğaya her çıkışımızda öyle seviniyoruz.

Balâ'da kısa bir moladan sonra, Kaman'a doğru yola devam ediyor otobüsümüz. Çok geçmeden, önce solumuzda Karakeçili, sonra da önümüzde Kızılırmak tüm dinginliğiyle görünüyor. Köprüyü geçer geçmez otobüsten inip, heyecanlı adımlarla ırmağın kıyısına yürüyoruz.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Ağaçlık Kıyı

Ekim'i yarılamış olmamıza rağmen, kadife bir örtüyü andıran söğütler hâlâ yemyeşil, ırmak yatağındaki otlar yer yer bir insan boyu. Büyük ihtimalle balıkçı dostların açtığı patikayı izleyerek Kızılırmak boyunca güneye doğru yürürken, tertemiz ırmak havasıyla ciğerlerimiz şenleniyor, yüzlerimize geniş gülümsemeler yayılıyor.

Yağmur biraz serpeleyip biraz dursa da, öyle ıslatacak ya da üşütecek kadar bir yağış yok. Hatta yürüyüp sıcakladığımızda, ara sıra yüzümüze vuran damlalarla serinlediğimiz için seviniyoruz bile.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Rüzgârda Eğilmiş Ağaçlar

Rüzgârdan hep aynı yöne eğilmiş söğütlerin gövde şekilleri ilgimizi çekiyor; bir süre aralarında dolaşıp yakından bakıyoruz. Bu ağaçları birileri mi dikti buraya, ya da doğanın ufak bir armağanı mı... Her nasıl oluşmuşsa da, ırmağın hemen yanı başında böyle bir ağaçlığa denk gelmek ne güzel.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Ağaçlık

Söğütlerin arasından çıkınca, yağmur tümden diniyor. Irmak kıyısında biraz dinlenip atıştırdıktan sonra, bu sefer kuzeye doğru yürüyoruz.

Balâ-Kaman kara yolunda indiğimiz köprünün hemen kuzeyinde, Köprüköy'ü Karakeçili'ye bağlayan eski bir taş köprü gözümüze çarpıyor. Yaklaşık 150 metre uzunluğunda, en yüksek noktası 10 metre kadar olsa gerek. Kızılırmak bu köprünün altından kim bilir kaç asırdır usul usul akıyor.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Çeşnigir Köprüsü

Öğrendiğimize göre, adı Çeşnigir Köprüsü olan bu köprü 13. yüzyılda yapılmış. Timur'un Ankara Savaşı'na giderken ordularını Kızılırmak üzerinden bu köprüyü kullanarak geçirdiğine inanılıyormuş. Timur'un yanında filler de getirdiğini hesaba katarsak, köprünün ne kadar sağlam olduğunu siz düşünün artık.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Yol Geçişi

Köprüyü yakından incelemeyi bir başka ziyaretimize bırakıp, ıssız yol boyunca, her ne kadar bulutlarla kaplanmış olsa da, içimizi ısıtan göğün altında biraz adımlıyoruz.

Kızılırmak kıyısında, çalılar ve çimenler nehrin solgun mavisine canlı bir yeşillikle karşılık veriyor, ortaya keyifle seyirlik manzaralar çıkıyor.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Nehir Boyu

Dönüş yine tüm ağırlığıyla omuzlarımızdan çekmeye başlayınca, şu güzelim ırmak havasını biraz daha içimize çekebilmek için, Kızılırmak'ın nefis manzaralı bir noktasında kısa bir mola veriyoruz. Gözlerimizle, uzak ufuklara, bir gün doğaya gelip de hiç geri dönmemeyi hayal ederek, yelken açıyoruz.

Kızılırmak Kıyısında Bir Sonbahar Turu - Çalılıklar

"Ağaç nedir baba?"
"... Ben de bilmiyorum ki oğlum, deden de bana hiç anlatmamıştı."