Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında

Nail Yener - Bir Nefes Doğa Nail Yener · 18 Eylül 2005
Ankara » Gölbaşı
Paylaş:

Ankara'nın denizi yok, ama hemen çevresinde, kent sakinlerinin ara sıra da olsa mavilikler, yeşillikler görüp ferahlayabilecekleri dört gölü var. Bunlar, kuzeyden güneye doğru, saat yönünde sırayla, Çubuk I Barajı, Bayındır Barajı (Mavi Göl), favorim Eymir Gölü ve içlerinde en büyükleri, Ankara'nın hemen güney çıkışında, Gölbaşı ilçesindeki Mogan Gölü.

İtiraf etmem gerekirse, yedi senedir Ankara'dayım, ama Mogan isminin anlamını ilk kez şimdi merak ediyorum :) Baktığım bazı kaynaklara göre, Mogan kelimesinin olası iki kökeni var. Ben diğerini eleyip, bir aşk efsanesinin kahramanlarının adlarının birleştirilmesiyle oluştuğu inanışını seçiyorum.

Güneşin hâlâ yaz ortasıymış gibi kızıl kızıl yaktığı bir Eylül günü, lise arkadaşım ve gezi yoldaşım, can dostum Fatih ile Mogan Gölü'ne gitmek üzere öğlene doğru Ulus'ta buluşup, Gölbaşı dolmuşuna atlıyoruz. Gölü pek çok kez görmüş olsak da, içimizi her doğaya çıkışımızda olduğu gibi, yine kıpır kıpır bir heyecan kaplıyor. Çünkü, bilir misiniz, doğayı her ziyaretinizde hep farklı şeyler görürsünüz.

Yaklaşık yirmi dakikalık bir yolculuktan sonra, Mogan Gölü, kanatlarını açmış, uçmak için uygun zamanı kollarcasına karşımızda beliriyor. Gölün yakınında dolmuştan inip, başlıyoruz çevresinde dolaşmaya ve parıl parıl parlayan güneşin, mis gibi kokan göl havasının tadını çıkarmaya.

Anlaşılan tam da sazların coştuğu mevsimdeyiz. Kimileri 5-6 metreyi aşıyor desem abarttığımı sanmayın; Mogan'ın suyu sazlara öyle bir can vermiş ki, gök izin verse, uzanıp uzanıp göğün kalbine dokunacaklar âdeta.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Dere

Kimi yerlerde sazlıklar içlerinde kaybolunacak kadar yoğun ve uzun. Kimi yerlerdeyse, sazlıklarla bölünen göl suları durgun bir dere yatağını andırıyor. Fatih'le aklımızdan aynı şeyi geçiriyoruz: Ufak bir kayığımız olsa, şu sazların arasında dolaşmak ne keyifli olurdu...

Bu yıl, kış ve bahar aylarında pek yağış olmadığından Mogan Gölü'nün suları biraz çekilmiş. Belediye ekipleri bunu fırsat bilip, biraz, dip ve yosun temizliği yapıyorlar, biraz da, bırakılsa gür bir orman gibi tüm göl yüzeyini kaplayacak sazlıkları seyreltiyorlar.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Temizlik

Bir süre temizlik çalışmalarını izledikten sonra, gölün Haymana yolundaki batı kıyısına doğru, yeşilin farklı farklı tonlarıyla birbirinden güzel tablolar çizen sazlara ve yosunlara baka baka yürümeye devam ediyoruz. Sazların arasında bir görünüp bir kaybolan serçeler ve kamışçınlar cıvıl cıvıl şakımalarıyla bize eşlik ediyor.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Sazlar, Yosunlar

Kısa bir süre önce gölün hemen kenarına yapılan ahşap yürüyüş yolunda yürürken, bazen bir ağaç gölgesinde, bazen de bir bankta dinlenip, balıkçıl, ördek ve sakarmeke gibi su kuşlarını gözlemliyoruz.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Ahşap Yürüme Yolu

Her ne kadar, göl, orman, kanyon ve benzeri doğal güzelliklerin olduğu gibi, dokunulmadan bırakılmasından yana olsam da, saz yeşili bankları ve yosun yeşili kenar korkuluklarıyla bu ahşap yürüyüş yolu pek de fena durmuyor.

Bu arada, hava gittikçe sıcaklaşıyor. Şu yakınlarda suya girilebilecek bir yer olsa güzel olmaz mıydı?..

İkimiz de pek bir açık tenliyiz. Yakıp kavuran güneşin tam en tepede olduğu anda Mogan Gölü'nde dolaşmakla iyi mi ediyoruz, kötü mü ediyoruz, akşamleyin aynaya baktığımızda anlayacağız sanırım :)

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Sımsıcak Güneş

Neredeyse gölün sularına dokunacak kadar parlaklığını arttıran güneşin altında, kıyıya yakın, kuru bir noktadaki sazların arasına girip yürüyoruz. Serinleten, hafif bir göl esintisi bize biraz da olsa nefes aldırıyor.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Sazlıklar

Boyları kıyıdaki ağaçlarla yarışan sazların kimilerinin uçlarında püskülleri açılmış, kimilerininse tepelerinde kahverengi tohum topakları bir süs eşyası gibi duruyor.

Ahşap yürüyüş yolundan geri dönüp, gölün doğu yakasına geçiyoruz. Yakıcı güneşe aldırmayan küçük bir su yılanı, suyun kenarındaki ufak kayaların arasında bize doğru yüzüyor. Yaklaşmaya yeltendiğimizde hızlıca gözden kayboluyor.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Küçük Yılan

Hava durgun, bir gram rüzgâr esmiyor, gölün yüzeyi kıdemli bir erin çarşafı kadar düzgün. Ortaya muhteşem manzaralar çıkıyor.

Mogan Gölü'nün en sevdiğim yanı, etrafında dağların, tepelerin yerine, ufka kadar uzanan düzlüklerin olması. Böylece, göl kenarında oturup, ufka doğru, gözlerinizin yettiğince uzağa, özgürce bakarak, nice hoş hayaller kurup, nice ilhamlar bulup, nice şahane gün batımları izleyebiliyorsunuz.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Durgun Göl

Göl üzerinde yaklaşık yarım saatlik eğlenceli bir su bisikleti turu yaptıktan sonra, bir süre durgun gölün kenarında, hem göğün bir uzantısı gibi duran suyu, hem de baktıkça uzaklaşan ufku seyrederek oturuyor, fazla bir söz kullanmadan ânın keyfini çıkarıyoruz.

Dönüş yolunda, kıyıdaki kafelerden birinin çimenlik bahçesinde, bir horoz, gölgelik bir alanda çevresine topladığı tavuklar otlarken, bize "Sakın yaklaşayım demeyin!!" dercesine dik dik bakıyor.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Horoz ve Tavuklar

Ailesini tehlikelerden korumaya hazır bu cesur horozun ve tavukların huzurlarını bozmadan, usulca yanlarından geçiyoruz.

Gölün bittiği noktada, gök renklerinde, şahane bir klasik araba bize sürpriz yapıyor. Arabalarla aram pek olmasa da, klasik arabalara bayılırım. Bir süre arabayı yakından inceleyip, bugünkü gezimizi sona erdiriyoruz.

Mogan Gölü'nün Sazlıkları Arasında - Klasik Araba

Dolmuşla dönerken, yorgun gözlerimiz birbirimize "bugün ne iyi ettik de Mogan Gölü'ne geldik" diyor. Akşamsa, henüz bu sabah görüştüğümüz ayna beni bir an tanıyamıyor; sonra geniş geniş, kızıl kızıl gülümsüyor.

Aynı yerde, aynı zamanda, ancak bir kez bulunabilirsin; değerini bil.